 |
Kene, kan emerek beslendiği için hemen tüm
yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek,
kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde
bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilir.
Kene ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda
bulunur. Kene beslenmek için doğrudan insanlara
da geçip ısırabilir. Bu nedenle daha çok kırsal
bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde
kene saldırısı görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun
ortamlarda da kene vakaları bulunabilir.
Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini
tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar.
Kene virüsü genellikle bu sıvı ile bulaştırır.
Kene kanını emdiği
ve virüsü bulaştırdığı tüm canlıları hasta
edere. Fakat hastalık genellikle hayvanlarda |
|
hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az
görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve
kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA veya Kırım-Kongo
Hemorajik Ateş, KKHA) keneler (özellikle Hyalomma
cinsi) yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol
açan bir viral hastalıktır.
Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra insanlara da
bulaşabilir. Özellikle Doğu ve Batı Afrika'da yaygın
olan patojenik virüs Bunyaviridae ailesinin
Nairovirüs grubuna bağlı bir RNA virüsüdür. Enfekte
olmuş memelilerde klinik hastalık nadir de olsa,
insanlarda çoğunlukla ağır geçer ve mortalite oranı
%30'dur. Endemik bölgelerde virüs keneler yoluyla
bulaştığı için özellikle tarım ve hayvancılık ile
uğraşan kişiler yüksek risk grubundadır.
Tarihçesi
Sendroma ilk kez 1944 yılında Batı Kırım'da
rastlanmıştır. Bu hastalığa Orta Asya'da daha
önceleri, "Kara Humma" denilen hastalıkla aynı
olduğu tespit edilmiştir. Bir başka adı ise
Orta-Asya Kanamalı Hummasıdır. Afrika dışında
Türkiye dahil birçok Asya ve Doğu Avrupa ülkesinde
rastlanmıştır. Sendrom Türkiye'de ilk kez 2002
yılında ortaya çıkan epidemi sırasında
tanımlanmıştır.
Epidemiyoloji
Sendromun insanlardaki sporadik enfeksiyonu genelde
Hyalomma kenesinin ısırığı nedeniyle olur. Yine de
hastalığı bulaştırabildiği bilinen 30 kene türü
mevcuttur. Sığır, koyun ve keçi gibi çiftlik
hayvanlarının yanı sıra, tilki gibi vahşi
hayvanlarda da etken virüse rastlanmıştır. Ayrıca
kuşlara ve küçük memelilere de bulaşabilir.
Afrika-Avrupa arasında göç yolu bulunan bazı
kuşlarda virüse rastlanması kuşların virüsün
kıtalararası geçişini sağlamış olabileceği fikrini
doğurmuştur.
Enfekte çiftlik hayvanlarının etinin işlenmesi veya
yenmesi sonucu insanlarda ortaya çıkabilir. Ayrıca
enfekte olmuş kan ve kusmukla temasa geçmiş sağlık
(hizmeti) çalışanlarında da görülmüştür. Nozomokiyal
yol bilinen bir bulaşma yoludur. İnsanlara
bulaşmasının yaygın bir yolu da kene ısırığıdır.
Bunların dışında enfekte hastalarla temas da
bulaşmada önemli bir etkendir.
Bulaştıktan Sonraki Süreç
İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık 2 ile 12 gün
arasında değişen bir enkübasyon süresi vardır.
Hastane kaynaklı enfeksiyonlarda ise (nozokomiyal
enfeksiyon) enkübasyon süresi 3 ile 10 gün arasında
değişir.
Enkübasyon süresinin ardından grip-benzeri
semptomlar görülmeye başlar. Bunlar yaklaşık bir
hafta sonra dinebilir. Bununla birlikte hemoraj
belirtileri rahatsızlığın ilk 3-5 gününde görülmeye
başlar: öncelikle duygudurumda dalgalanma,
ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğaz peteşileri.
Daha sonra burun kanaması, kanlı idrar ve kusma
görülür. Karaciğer şişer ve ağrır. Bunların dışında
trombositopeni ve lökopeni laboratuvar bulguları
arasındadır. Ayrıca aspartat aminotransferaz (AST),
alanin aminotransferaz (ALT) ve laktat dehidrogenaz
(LDH) oranlarında yükselme görülür.
Semptomların ilk ortaya çıkışından 9-10 gün sonra
hastalar iyileşme belirtileri gösterir, fakat %30'u
rahatsızlığın 2. haftasında ölür.
Dokunması halinde bile doktora gidilmelidir.
Teşhis Kırım-Kongo
Hemorajik Ateşinin teşhisi sendroma yol açan virüsün
veya virüsün RNA'sının kan ve doku örneklerinden
izolasyonunu, virüse karşı vücutta oluşmuş
antikorların ve virüs antijeninin varlığının
saptanmasını içerir.
Ayrıca teşhisin konması için kullanılacak
laboratuvarların biyogüvenlik açısından tam güvenli
olması çok önemlidir.
Tedavi
Spesifik bir tedavisi olmadığı için tedavi
çoğunlukla semptomatik ve destekleyicidir. Tam kan
veya kan içeriklerinin replasmanı (yenilenmesi)
uygulanabilir. Ribavirin etkili olabilir.
Henüz bir aşı mevcut değildir. Hastalığı
geçirenlerin ömür boyu bağışıklık kazanabileceği
bilinmektedir.
Kamu Sağlığı ve Korunma
Bulaşıcı hastalık olduğu için Kırım-Kongo Hemorajik
Ateşine karşı toplumu bilinçlendirmek ve kamu
sağlığı açısından önlemler almak çok önemlidir.
Kenelerin aktif olduğu dönemlerde, örneğin
bulaşmanın en sık aracısı olan Hyalomma cinsinin
aktif olduğu Nisan ve Ekim aylarında, kenelerin
bulunduğu ortamdan halkın kaçınması; kenelerin büyük
sayılarda bulunabileceği ortamlarda (örneğin
ahırlarda vs.) çalışan kişilerin muayene edilmesi
faydalı önlemlerdendir. Yine kenelere karşı önlem
olarak keneleri kaçıracak kimyasalların yani repellant kullanılması, açık alanlarda özellikle çok
yoğun oldukları noktalara insektisit uygulanması da
olası önlemler arasındadır.
Epidemi dönemlerinde kişi üzerinde kene bulursa bunu
çıkarmaya çalışmaması önemlidir, uygun bir sağlık
hizmeti merkezine (hastane gibi) gitmeli ve keneyi
burada uzmanlar çıkarmalıdır.
Hastaların kan ve vücut sıvıları ile temastan
kaçınılmalıdır. Eğer bir temas olmuşsa, temas etmiş
kişi dikkatlice gözlenmeli ve belirtiler görülürse
mutlaka gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamak
önemlidir.
Kesimhaneye yollanmadan önce hayvanlardan kenelerin
ayrıştırılması yaygın bir uygulamadır. Hasta
hayvanların kan ve dokularına doğrudan temasın
bulaşmaya yol açabileceği bilinmektedir.
Ribavirin stoklamak da farklı durumlarda yararlı bir
önlem olabilir. ABD askeri güçleri Afganistan ve
Irak'taki personellerini çeşitli virütik
hastalıklara karşı korumak amacıyla ribavirin
stokları barındırmaktadır.
KKKA Salgınları
1944'de tanımlanmaya yol açan salgın Batı Kırım'da
olmuştur. Virüs hastalardan alınan kan örneklerinde
ve Hyalomma marginatum marginatum isimli kenelerde
saptanmıştır. Araştırmacılar kısa bir süre sonra
benzer bir hastalığın Orta Asya Cumhuriyetlerinde de
olduğunu fark ettiler. Çin'deki ilk olgu 1965
yılında tanımlanmıştır. 1969'daki bir analizde ise
1956 yılında Zaire'deki (Kongo) epidemide febril bir
çocuktan alınmış kan örneğinde aynı virüse
rastlanmış, buradaki hastalığın Kırım'da görülmüş
olanla aynı olduğu belirlenmiştir. Tüm bu bulgular
hastalığın bugünkü ismi ve tanımına neden
olmuşturlar. Verilere göre Güney Afrika'da 1981
yılına kadar 123 olgu tanımlanmış, bunlardan %22'si
ölümle sonuçlanmıştır.
1976'da Makedonya'da (toplamda 10 olgulu) ve 1979'da
Irak'ta, küçük çaplı, epidemiler görülmüştür.
Irak'taki bilinen ilk epidemi olan 1979'daki
epidemideki 10 olgudan ikisinin sağlık personeli ve
bulaşmanın nozokomiyal olduğu ifade edilmiştir.
Asya ülkelerinden Pakistan, Afganistan ve
Kazakistan'da ölümle sonuçlanan olgular tespit
edilmiştir. Bildirilere göre Pakistan'daki büyük
(majör) epidemiler 1975, 1986, 1996, 1998, 1999 ve
2000 yıllarında olmuş, son olgu 2002 yılında
tanımlanmıştır. Aynı yıl Türkiye'de Tokat ilinde
sendroma rastlanmıştır. Bu Türkiye'deki ilk bilinen
epidemidir. Daha sonra 2003 ve 2004 yıllarında
Türkiye'nin farklı illerinde sendroma rastlanmıştır.
Türkiye'de son olarak 2006 yılında bildirilen
olgulardan bazılarının ölümü sonucu sendrom medyaya
da yansımıştır.
Bunların dışında sendrom Suudi Arabistan ve diğer
Arap ülkelerinde (Birleşik Arap Emirlikleri,
Umman...) de görülmüş, sendrom sebebiyle ölüm
vakaları ortaya çıkmıştır. Örneğin, 1989-1990
arasında Suudi Arabistan'daki Mekke şehrinde
tanımlanan 40 olgudan 12'si ölümle sonuçlanmıştır. |